Yüreğir’de Seçim Bilmecesi: Yürütmeyi Durdurma Kararı Bize Ne Söylüyor?
Kamuoyunda son günlerde sıkça tartışılan Yüreğir Belediye Başkan Vekili seçimlerinin üçüncü turuna ilişkin mahkeme kararı, maalesef ciddi bir kavram karmaşasına yol açmış durumda. Üçüncü turun iptali istemiyle açılan davada mahkemenin verdiği "yürütmenin durdurulması" kararı, farklı kesimlerce birbirinden çok farklı şekillerde yorumlanıyor.
Kamuoyunda son günlerde sıkça tartışılan Yüreğir Belediye Başkan Vekili seçimlerinin üçüncü turuna ilişkin mahkeme kararı, maalesef ciddi bir kavram karmaşasına yol açmış durumda. Üçüncü turun iptali istemiyle açılan davada mahkemenin verdiği "yürütmenin durdurulması" kararı, farklı kesimlerce birbirinden çok farklı şekillerde yorumlanıyor.
Peki, işin hukuki aslı nedir? Gelin bu durumu herkesin anlayabileceği netlikte, hukuki çerçevesiyle ele alalım.
Ortada Bir "İptal" Kararı Yok Öncelikle şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor: Mahkemenin vermiş olduğu karar, esasa ilişkin kesin bir iptal kararı değildir.
Mahkemenin yaptığı şey; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi gereğince, dava sonuna kadar doğabilecek telafisi güç zararları önlemek adına işlemin uygulanmasını geçici olarak askıya almaktan ibarettir. Yani mahkeme kesin bir dille "üçüncü tur oylama hukuken geçersizdir" demiyor. Esasa yönelik inceleme hala sürüyor. Üçüncü turun hukuka uygun olup olmadığını ancak yargılama bittiğinde, verilecek nihai kararla göreceğiz.
Şu anki yürütmeyi durdurma kararı, yalnızca seçilen başkan vekilinin bu seçimden kaynaklanan yetkilerini kullanmasını geçici bir süreliğine durdurmuştur. Kararın doğurduğu yegâne hukuki sonuç budur.
Karar, "Yeniden Seçim Yapın" Demiyor Kamuoyundaki en büyük yanılgılardan biri de kararın yeni bir seçimi zorunlu kıldığı yönünde. Oysa yürütmenin durdurulması kararı, kendiliğinden üçüncü tur seçiminin yeniden yapılmasını gerektiren veya belediye meclisine bu yönde bir yetki veren bir karar değildir. Zaten mahkeme kararının gerekçe ve hüküm fıkrasında, seçimin yenilenmesine dair herhangi bir ifade bulunmamaktadır.
Hatta tam aksine; esasa dair dava henüz derdest iken (devam ederken) aceleyle yeniden bir seçime gitmek, ileride içinden çıkılamaz hukuki krizlere kapı aralayabilir.
Şöyle somut bir senaryo düşünün: Diyelim ki uyarılar dikkate alınmadı, üçüncü tur seçim yeniden yapıldı ve davacı kişi başkan vekili seçildi. Fakat bir süre sonra mahkeme ana davayı sonuçlandırdı ve "İlk yapılan üçüncü tur oylama hukuka uygundu" dedi. Ne olacak şimdi? Ortada iki farklı seçim ve muhtemelen iki farklı sonuç olacak. Hangi seçim geçerli sayılacak? Kazanılmış haklar nasıl korunacak? Bu süreçte atılan idari imzaların geçerliliği ne olacak? Ortaya çıkacak bu yetki karmaşası ve telafisi güç belirsizlikler, hukuk devleti ilkesiyle asla bağdaşmaz.
Çözüm Yolu Nedir? Bu tablo karşısında, yürütmenin durdurulması kararına sanki kesin bir iptal kararıymış gibi anlam yüklemek hukuken büyük bir hatadır. Hukuk devletinin bir gereği olarak önümüzde iki sağlıklı ve yasal yol bulunuyor:
-
Üçüncü turun hukuka uygun olup olmadığına dair nihai yargı kararı sabırla beklenecek ve adımlar bu sonuca göre atılacak.
-
Veyahut, mevcut süreçteki tartışmalı işlemleri geride bırakmak adına; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesi ve Meclis Çalışma Yönetmeliği'nin 13. maddesindeki seçim usulü işletilerek en başından, yepyeni bir seçim yapılacak.
Sonuç olarak; hukuki süreçleri anlık yorumlarla veya varsayımlarla değil, kanunun çizdiği net sınırlarla okumak zorundayız.
Av. Mahmut Kaya
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapın!