GÜNCEL 25 Temmuz 2026

Lozan'ın yıl dönümünde Heybeliada Ruhban Okulu tepkisi: ‘Türkiye'nin tapusu tartışılamaz’

Türkiye'nin tapu senedi olarak nitelendirilen Lozan Antlaşması'nın 103. yıl dönümünde, Fener Rum Patrikhanesi'nin Heybeliada Ruhban Okulu'nu "ekümenik" sıfatıyla yeniden açma girişimi Heybeliada'da protesto edildi.

5 okunma 0 yorum
Lozan'ın yıl dönümünde Heybeliada Ruhban Okulu tepkisi: ‘Türkiye'nin tapusu tartışılamaz’

Basın açıklamasında, Fener Rum Patrikhanesi'nin Heybeliada Ruhban Okulu'nu "ekümenik" sıfatıyla yeniden açma girişimine tepki gösterildi.

Yaycı: Lozan'da Patrikhane'ye uluslararası siyasi bir kişilik verilmemiştir

Basın açıklamasında konuşan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Heybeliada Ruhban Okulu tartışmalarının Türkiye'nin egemenlik haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı:

Bugün burada yalnızca bir okul meselesini konuşmuyoruz. Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğini, Lozan Barış Antlaşması'nı, milli devlet yapımızı ve geleceğimizi konuşuyoruz. Çünkü Heybeliada Ruhban Okulu meselesi, bazı çevrelerin göstermeye çalıştığı gibi basit bir eğitim ve din özgürlüğü meselesi asla değildir. Asıl mesele, Fener Rum Patrikhanesi'nin ekümenik olduğu iddiasının, yani Ortodoks Hristiyanların halifesi olduğu iddiasının, Türkiye Cumhuriyeti'ne fiilen kabul ettirilmek istenmesidir. İtirazımız tam da buradadır. Lozan, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusudur. Patrikhane meselesi Lozan görüşmelerinde ayrıntılı bir biçimde tartışılmıştır. Bizzat devletimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk, Patrikhane'yi nifak tohumu olarak tarif etmiştir. Lozan'da Patrikhane'ye uluslararası siyasi bir kişilik verilmemiştir. Lozan'da ekümeniklik diye bir hukuki statü tanınmamıştır. Zira ekümeniklik, laiklik ilkesine de aykırıdır. Anayasamıza da aykırıdır. Buna rağmen bugün Türkiye'de adım adım şu sürecin kabul ettirilmek istendiğini maalesef görüyoruz. Bir statüyle faaliyet göstermesinin, ardından Patrikhane'nin ekümenikliğinin fiilen kabul edilmesini, daha sonra da Patrikhane'nin Türkiye'de bulunan yerel bir din kurumu olmaktan çıkarılarak Vatikan türü bir uluslararası otoriteye dönüştürülmesini isteyenler, planlayanlar vardır. İşte karşı karşıya olduğumuz süreç budur. Bu bir eğitim özgürlüğü meselesi değildir. Bu doğrudan doğruya bir milli egemenlik meselesidir. Şimdi açıkça soruyorum. Bugün Türkiye'de Heybeliada Ruhban Okulu'nun yetiştireceği yüzlerce din adamına ihtiyaç duyacak kaç kişilik bir Rum Ortodoks cemaati vardır? Türkiye'de Rum Ortodoks cemaatinin zaten sayısı sınırlıdır. Buna karşılık milyonlarca Ortodoks başta Yunanistan olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde yaşamaktadır. O hâlde madem gerçekten din adamına ihtiyaç vardır, bu okul neden Yunanistan'da açılmamaktadır? Neden milyonlarca Ortodoks'un yaşadığı Atina'da, Selanik'te veya başka bir Yunan şehrinde değil de ısrarla İstanbul'da açılması isteniyor? Çünkü mesele sadece din adamı yetiştirmek meselesi değildir. Mesele okulun Türkiye topraklarında bulunmasından yararlanılarak Patrikhane'ye uluslararası bir merkez görüntüsü kazandırmaktır. İstanbul'u Konstantinopol yapmaktır. Mesele okulun Türkiye topraklarında bulunmasının istismar edilmesidir. Mesele Patrikhane'nin ekümeniklik iddiasına mekân, kadro ve kurumsal altyapı sağlamaktır. Mesele Türkiye'nin egemenliği içinde yeni ve istisnai bir alan oluşturmaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi hukukuna tabi olmayan, kendi devlet denetimini kabul etmeyen ve doğrudan doğruya Patrikhane'ye bağlı özel bir dini yükseköğretim kurumunun açılması talebi, sıradan bir okullaşma talebi değildir. Bu nedenle meseleye sadece 'Şartları uyarsa açılsın.' denilerek yaklaşılamaz. Çünkü sorun yalnızca teknik şartlar değildir. Okulun hangi siyasi amaca hizmet edeceği, hangi uluslararası statü iddiasının parçası olacağıdır. Bir daha soruyorum. Heybeliada Ruhban Okulu'nun bugüne kadar yetiştirdiği kadroların Osmanlı Devleti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne hangi somut hayrı olmuştur? Bu kadar geniş ve etkili bir ruhban kadrosu yetiştiren kurumun tarihi sicili incelenmeden bugün yeniden açılması kararı verilemez. Bunların ne gibi faydaları olup olmadığının iyice muhasebesi yapılması lazımdır. Ancak o okuldan yetişen ve Osmanlı Devleti'yle Türk Milli Mücadelesi'ne karşı faaliyet gösteren etkili isimleri görmezden gelemeyiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna karşı çıkanları görmezden gelemeyiz. Türkiye'den yeni bir Rum din okulu açılması istenirken, Yunanistan mevcut Türk okullarını kapatmaktadır. Madem Heybeliada Ruhban Okulu'nun Patrikhane bünyesinde özel bir statüyle açılması talep ediliyor, o hâlde aynı haklar Batı Trakya Türklerine de tanınmalıdır.

Erenerol: Türk ulusuna bu okulun bir dini mesele olmadığını hatırlatmak istiyoruz

Programda konuşan Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Selçuk Erenerol, Lozan Antlaşması, Heybeliada Ruhban Okulu ve ekümeniklik tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erenerol, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapın!