EKONOMİ 21 Eylül 2026 İzmir

Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin ek iddianame: 'Demir çubukla öldürülmüş olabilir'

İzmir’de 2018’de Dorukhan Büyükışık’ın inşaat şantiyesinde ölü bulunmasına ilişkin hazırlanan ek iddianamede, 26 sanık hakkında 6 aydan 7,5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede Büyükışık’ın demir çubukla darbedilerek öldürülmüş olabileceği kanaatine yer verilirken, delil süreçlerindeki

9 okunma 0 yorum
Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin ek iddianame: 'Demir çubukla öldürülmüş olabilir'

İzmir’de 2018 yılında 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın inşaat şantiyesinde ölü bulunmasına ilişkin yürütülen soruşturmada ek iddianame hazırlandı. Aralarında dönemin Narlıdere ilçe emniyet müdürü, polisler ve inşaat şirketinin ortaklarının da bulunduğu 25’i tutuklu 26 sanık hakkında 6 ay ile 7,5 yıl arasında değişen sürelerde hapis cezası talep edildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 262 sayfalık iddianame, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Dosya, 5 şantiye çalışanı ile 8 polisin yargılandığı 13 sanıklı mevcut davayla birleştirildi.

26 sanık hakkında iki suçtan ceza talebi

İddianamede, dönemin Narlıdere ilçe emniyet müdürü İ.Y, dönemin Narlıdere Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi amiri İ.K, dönemin olay yeri inceleme ve suç inceleme büro amirleri ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T'nin de aralarında bulunduğu 26 sanık hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “yalan tanıklık” suçlarından ceza istendi.

İddianamede, hukuk devletinde olayların zamanın akışına terk edilemeyeceği ve adalet arayışının toplum hafızasında canlı kaldığı sürece devletin gerçeği araştırma yükümlülüğünün devam edeceği belirtildi.

Bu kapsamda, kamuoyunda yanıtı aranan Büyükışık’ın ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla soruşturma dosyasındaki bilgi ve delillerin yeniden değerlendirildiği kaydedildi.

'Demir çubuk ile vurularak darbedilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği'

İddianamede, yapılan incelemelerde bazı delillerin gizlenmiş, değiştirilmiş veya soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini engelleyecek şekilde işleme tabi tutulmuş olabileceğine ilişkin somut deliller bulunduğu belirtildi.

Büyükışık’ın 13 Mayıs 2018’de Narlıdere’deki Bulut Orman Evleri inşaat alanında, 7 katlı apartman blokunun önünde cansız bedeninin bulunduğu hatırlatılan iddianamede şu ifadelere yer verildi:

"Dorukhan Büyükışık'ın sırt bölgesine sert ve etkili bir şekilde demir çubuk ile vurularak darbedilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği kanaatine varılarak, tüm şüpheliler hakkında 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' ile 'yalan tanıklık' suçlarından 21 Mayıs'ta İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirilerek 26 şüphelinin tamamı hakkında tutuklamaya ilişkin koruma tedbiri uygulanmıştır. Bu soruşturmanın konusu, ölümün oluş biçimi hakkında varsayımsal bir kabul kurmak değil, ölümün maddi gerçeğini ortaya çıkarabilecek delillerin olayın ilk saatlerinden itibaren nasıl toplandığını, kimlerin fiili hakimiyetinde bulunduğunu, hangi delillerin zamanında incelendiğini, hangilerinin eksik veya geç aktarıldığını ve bu süreçlerde şüphelilerin somut eylemlerinin bulunup bulunmadığını ortaya koymaktır. Dosyada yer alan 30 Temmuz 2018 tarihli otopsi raporunda ölümün, genel beden travmasına bağlı çok sayıda kosta (kaburga) kırığı ile iç organ yaralanmalarına bağlı iç kanama sonucu meydana geldiği belirtilmiş, travmatik bulguların oluşum mekanizmasının adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle iddianame, yüksekten düşme ihtimalini bilimsel olarak dışlayan bir ön kabul üzerine değil, ölüm mekanizmasının aydınlatılması için gerekli delillerin akıbeti üzerine kurulmuştur."

Yüksekten düşme ihtimali bilimsel olarak dışlanmadı

İddianamede özellikle yüksekten düşme ihtimalinin bilimsel olarak dışlandığı yönünde bir ön kabul bulunmadığı vurgulandı.

Dosya kapsamında elde edilen yeni bilgi ve bulguların, olayın yüksekten düşme sonucu gerçekleştiği yönündeki değerlendirmelerin yanı sıra Büyükışık’ın darbedilerek öldürülmüş olabileceği iddiasını da desteklediği ifade edildi.

Delil süreçlerine ilişkin tespitler iddianamede yer aldı

Dönemin Narlıdere ilçe emniyet müdürü İ.Y'nin, adli görevlendirmesi bulunmamasına rağmen olayın ilk anından itibaren kolluk sevk ve idaresine dahil olduğu, şirket yöneticileriyle yoğun irtibat kurarak delil süreçlerinde etkili olduğu ve 13 Şubat'taki duruşmada tanık sıfatıyla verdiği beyanların gerçeğe aykırı olduğu ileri sürüldü.

İddianamede, soruşturmanın ilk aşamasındaki delil süreçlerine ilişkin şu değerlendirme yapıldı:

"Dosya kapsamındaki müşteki beyanları ve şüpheli ifadeleri, tanık anlatımları, olay yeri inceleme ve ölü muayene kayıtları, adli tıp raporları, kriminal incelemeler, kamera görüntüleri, HTS ve baz kayıtları, dijital materyaller ve diğer soruşturma evrakları birlikte değerlendirildiğinde, soruşturmanın ilk aşamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli delillerin toplanması, korunması, muhafazası ve adli makamlara aktarılması süreçlerinde birbirinden bağımsız görülemeyecek çok sayıda aksaklık ve müdahale bulunduğu anlaşılmıştır.Olay yerinin başlangıçta muhafaza edilmemesi, maktule ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında ve eksiksiz biçimde incelenmemesi, zamana duyarlı biyolojik örneklerin yaklaşık 13 ay sonra kriminal incelemeye gönderilmesi ve bu nedenle genetik incelemeye cevap vermemesi, olay yeri fotoğraf ve videolarının uzun süre soruşturma dosyasına intikal ettirilmemesi, şantiye alanındaki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmemesi, sonradan dosyaya giren görüntünün kaynak bilgilerinin silinmiş olması ve görüntü üzerinde oynama bulunduğuna ilişkin teknik tespitler, maktule ait cep telefonu ve araç anahtarının konum ve izlerine ilişkin farklılıklar birlikte değerlendirildiğinde delil muhafaza zincirinin ciddi biçimde zedelendiğine ve delil zincirinin birden çok kritik noktada kesintiye uğratıldığı anlaşılmıştır."

Ek iddianame mevcut davayla birleştirildi

İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi, ek iddianameyi kabul ederek dosyanın mevcut davayla birleştirilmesine karar verdi.

Mevcut davada 5 şantiye çalışanı ve 8 polis olmak üzere 13 sanık, “görevi kötüye kullanma” ve “kasten öldürme” suçlamaları kapsamında yargılanıyor.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapın!