GÜNCEL 05 Ağustos 2026

Cumhurbaşkanına suikast girişiminden aranan Karatepe'nin ifadesi ortaya çıktı: Gizli toplantıyı anlattı

15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik suikast teşebbüsüne katılan ve 10 yıldır aranan firari FETÖ üyesi Burkay Karatepe adliyeye sevk edildi.

11 okunma 0 yorum
Cumhurbaşkanına suikast girişiminden aranan Karatepe'nin ifadesi ortaya çıktı: Gizli toplantıyı anlattı

Marmaris'te 15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik gerçekleştirilen suikast teşebbüsüne katılan ve 10 yıldır kırmızı bültenle aranırken yakalanan FETÖ üyesi Burkay Karatepe, Muğla'da adliyeye sevk edildi. Karatepe'nin emniyet ifadesi de ortaya çıktı. Karatepe ifadesinde 9 ya da 10 Temmuz'da Bahçelievler'deki bir eve Mehmet Cantaz'ın aracıyla Muammer Gözübüyük, Ergün Şahin ve Murat Köse ile "kendilerinden sorumlu abi"nin Bahçelievler'deki evine gittiklerini belirtirken, "Burada sorumlu abi bize hitaben yakında önemli bir faaliyet olacağını, başımızda komutan olarak Şükrü Seymen’in bulunacağını, onun emir ve talimatlarına uymamızı belirterek, 'bu konudan eşiniz dahil kimseye bahsetmeyin ve yanınıza telefon almayın' diye talimat verdi. Yapılacak faaliyet ile ilgili bize başka bir bilgi vermedi. Şükrü Seymen'in FETÖ'den olduğunu burada öğrendim" ifadelerini kullandı. Karatepe bu toplantıdaki konuşmalardan herkesin FETÖ'den olduğunu öğrendiklerini belirterek, "Hepimiz Özel Kuvvetler'de görevliydik ve kurmaylık eğitiminde aynı dönemde eğitim alıyorduk. Buna rağmen birbirimizin 'hizmet'ten olduğundan bu toplantıya kadar haberdar değildik" dedi. Karatepe ifadesinde Pensilvanya'daki terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in kaldığı malikaneye gittiğini ve Gülen'le görüştüğünü de anlattı. Karatepe çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Yoğun güvenlik önlemleri alındı

Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Afyonkarahisar, Eskişehir ve Muğla emniyet müdürlüklerince yürütülen ortak çalışma sonucu Afyonkarahisar'da yakalanan firari Karatepe, işlemlerinin ardından Muğla Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi ekiplerince kente getirildi.

Burkay Karatepe, TEM Şubesi'ndeki ifade işlemleri sonrası yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.

Sınava girerken verilen sorular sınavdaki sorularla birebir çıktı

10 yıldır kırmızı bültenle aranırken yakalanan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi Burkay Karatepe'nin ifadesine ulaşıldı. Karatepe emniyette alınan ifadesinde FETÖ ile bağlantısının ortaokul son sınıfta başladığını ve daha sonra askeri okula girdiğini anlattı.

Kurmaylık sınavına Kara Harp Okulunda girdiğini ifade eden Karatepe, sınava girdiğinde soruların kendilerine daha önce verilen sorularla birebir aynı olduğunu gördüğünü söyledi. Tayin döneminden önce sonuçların açıklandığını anlatan Karatepe, "Ben, Ümit Burtaçoğlu ve Hasan Hüseyin Altınsoy sınavı kazandık. Eğitim için 2015 yılında İstanbul Levent Kara Harp Akademisi'ne gittik ve eğitime başladık. Burayı kazanınca akademinin içerisinde bulunan lojmanlardan yer tahsis edildi. Eşim ile lojmana yerleştik ve burada kalmaya başladık." dedi.

Kara Harp Okulu'na başladığı dönemde kendisinden "Muhammet Baran" isimli örgüt mensubunun sorumlu olduğunu belirten Karatepe, "Kurmaylığı kazanınca Muhammet Baran bizi İstanbul'da bizimle ilgilenecek kişiyle tanıştırdı." ifadesini kullandı. Bu tanışmada Ümit Burtaçoğlu ve Hasan Hüseyin Altınsoy'un da bulunduğunu kaydeden Karatepe, ifadesini şöyle sürdürdü:

"Burada bizimle ilgilenecek şahısla telefon alışverişi yaptık. Eşimin tayin işlemlerini hallettik ve İstanbul'a taşındık. İstanbul'a taşınınca Muhammet Baran'ın İstanbul'da bizimle ilgilenecek kişiyle, tanıştırdığı şahısla görüşmeye başladık. Bu şahsın eşi ise askeri personelin eşleri ile ilgileniyordu. İki haftada bir bu şahsın Bahçelievler'de bulunan evine giderek görüşüyorduk. Bu görüşmelere Ümit Burtaçoğlu ve Hasan Hüseyin Altınsoy birlikte gidiyorduk."

Kurs aldığı dönemde kurmaylık kursunda 5 veya 6 sınıftan oluşan 100 kursiyer bulunduğunu dile getiren Karatepe, "Bize soruları veren örgütün bizim gibi başka şahıslara da soruları verdiğini ve kurmaylık sınavını kazandırdıklarını düşündüğüm ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında benimle aynı dönemde kursiyer olanların yüzde 90'ının ihraç edilmesi sebebiyle kursa gelenlerin yüzde 90'ının FETÖ'cü olduğunu düşünüyorum." beyanında bulundu.

Yakın zamanda önemli bir faaliyet olacak dediler

Karatepe, kurmaylık eğitimi birinci sınıfın sonuna gelirken 9 veya 10 Temmuz 2016 günü birlikte kurmaylık eğitimi aldığı Mehmet Cantaz'ın lojmana İstanbul'daki "kendisinden sorumlu abi"nin selamı ile geldiğini ve birlikte "abi"nin evine gitmelerini gerektiğini söylediğini anlattı. Bir gün sonra Mehmet Cantaz'ın aracıyla Muammer Gözübüyük, Ergün Şahin ve Murat Köse ile "kendilerinden sorumlu abi"nin Bahçelievler'deki evine gittiklerini belirten Karatepe, şöyle devam etti:

"Burada İsmail Yiğit, Mustafa Serdar Özay, Enes Yılmaz, Bahadır Sagun, Mehmet Öztürk ve Mehmet Demir isimli şahısların da evde olduklarını gördüm. Burada sorumlu abi bize hitaben yakında önemli bir faaliyet olacağını, başımızda komutan olarak Şükrü Seymen’in bulunacağını, onun emir ve talimatlarına uymamızı belirterek, 'bu konudan eşiniz dahil kimseye bahsetmeyin ve yanınıza telefon almayın' diye talimat verdi. Yapılacak faaliyet ile ilgili bize başka bir bilgi vermedi. Şükrü Seymen'in FETÖ'den olduğunu burada öğrendim. Bir saat kadar burada kaldık ayrıca kendi aramızdaki konuşmalarımızda birbirimizin FETÖ'den olduğunu burada öğrendik, herkes birbirine şaşkınlığını ifade etti. Hepimiz Özel Kuvvetler'de görevliydik ve kurmaylık eğitiminde aynı dönemde eğitim alıyorduk. Buna rağmen birbirimizin 'hizmet'ten olduğundan bu toplantıya kadar haberdar değildik."

Burkay Karatepe, Bahçelievler'de yapılan bu görüşmeden sonra akademideki eğitimlere rutin olarak devam ettiklerini, toplantıya katılanlarla ders aralarında kantinde kendi aralarında durum değerlendirmesi yaptıklarını kaydetti.

Faaliyetin ne olabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını ifade eden Karatepe, "15 Temmuz'a kadar akademide de olağanüstü bir durum gözlemlemedim. Cuma günü öğleden sonra akademide kurmay albay rütbesiyle öğretim başkanı olarak görev yapan Ahmet Zeki Gerehan akademinin konferans salonunda kurmay sınıflarındaki tüm öğrencileri topladı, rutin olan bir toplantı değildi. Burada kurmay albay, öğrencilere hitaben açıkça olmamakla birlikte bir şeyler olacağını, verilecek emirlere uyulmasını söyledi." diye konuştu.

Otoparkta sivil şekilde buluştuk

Konferans salonundan çıktıktan sonra kantinde bir araya geldiklerini dile getiren Karatepe, yüzbaşı İsmail Yiğit'in yanlarına gelerek bahsedilen faaliyetin bu akşam olacağını söylediğini anlattı. Evlere ayrılırken lojmanın otoparkında buluşmak üzere sözleştiklerini belirten Karatepe, ifadesini şöyle sürdürdü:

"Otoparkta buluştuğumuzda diğer gelenlerin de sivil şekilde geldiklerini gördüm ayrıca burada birlikte hareket edeceğimiz timin tüm personelini gördüm. Ben, Mehmet Cantaz, Ergün Şahin, Muammer Gözübüyük, İsmail yüzbaşı, Mustafa Serdar Özay, Murat Köse, Enes Yılmaz ve Mehmet Demir isimli şahıslar bulunuyordu. Bu şahısların tamamı Özel Kuvvetler Komutanlığı'da (ÖKK) görevli personellerdi ve kurmay eğitiminde kursiyer olarak bulunuyorlardı. Burada yalnızca Şükrü Seymen yoktu. Daha sonraki süreçte dahil oldu. Bizim buluştuğumuz esnada otoparkta bir hareketlilik vardı. Başka grupların da bir araya geldiklerini gördüm. Üsteğmen Mehmet Cantaz'ın aracı, yüzbaşı İsmail Yiğit'in aracı ve hangimizin olduğunu hatırlamadığım üçüncü bir araçla Avrupa yakasında askeri havalimanını geçtik. Saat 20.00-21.00 sıralarında havalimanına ulaştık. Kamuflajlarımızı burada giydik. Burada birlikte geldiğimiz isimlerini verdiğim kişilerle hazır beklerken binbaşı Şükrü Seymen de bize katıldı."

Burada herhangi bir silah ve mühimmat almadan Couger tipi helikoptere bindiklerini, saat 21.00-21.30 sıralarında helikopter ile kalkış yaptıklarını anlatan Karatepe, alanda topladıklarında ve helikopterde iken yapılacak görevle ilgili bir açıklama yapılmadığını iddia etti.

Aranızda hizmetten olmayan var mı?

Karatepe, uçuşun 40-45 dakika sürdüğünü dile getirerek, şöyle devam etti:

"Çiğli Askeri Hava Üssü'ne iniş yaptık. Biz iniş yaptığımızda Muharebe Arama Kurtarma Timi (MAK) alanda hazırdı. Sualtı Taarruz Timi (SAT) ise bizden sonra helikopter ile iniş yaptı. Alanda buluşan bütün timler silahsız durumdaydı. Tüm timler iniş yaptıktan sonra binbaşı Şükrü Seymen herkesi topladı ve iniş alanının yakınında bulunan sundurma tarzı bir yerin altına geçtik. Burada general Gökhan Şahin Sönmezateş de bize dahil oldu. Öncelikle Şükrü Seymen bize 'Aramızda 'hizmet'ten olmayan var mı?' diye sordu. Aksini söyleyen kimse olmadı. İcra edilecek faaliyet ile ilgili, emir komuta zinciri içerisinde ordunun darbe yaptığını bize söylediler. Bu kapsamda bizim de Cumhurbaşkanını alıp emir verilen yere götüreceğimizi söylediler. Ben bu noktada bizden istenilen faaliyetin amacını ve kapsamını anladım. Şükrü Seymen timlere elinde bulunan Okluk yerleşkesine ait havadan çekilmiş fotoğraflarını gösterdi. Cumhurbaşkanının yerinin netleşmediğini ve bu durumun netleşmesini beklediğimizi söyledi. Daha önceki konuşmalarda önemli bir faaliyet yapılacağı ifade edilmişti ancak yapacağımız görev belirtilmemişti. Burada toplanan üç tim benim de içinde bulunduğum ÖKK timi, çoğunluğu akademiden kurmaylık eğitiminde olan SAT personeli çoğunluklu ikinci tim ve MAK'lardan oluşan üç timdik."

Silah ve mühimmat tutanak karşılığında verilmedi

Burkay Karatepe, tüm timlerin yaya olarak mühimmat deposu olabileceğini değerlendirdiği yere yaya olarak geçtiğini ve gittikleri deponun açık olduğunu kaydetti. Depoda görevli bir personel gördüğünü belirten Karatepe, "İçeri girip sırayla silah ve mühimmat almaya başladık. Silah ve teçhizatlar bize tutanak veya imza karşılığında verilmedi. Şükrü Seymen cep telefonu ile görüşmeler yapmaya başladı. Helikopterlerin yakıt ikmali ile ilgili ve gidilecek yerle alakalı bir belirsizlik olduğunu burada anladım. Bir aksaklık yaşandığı anlaşılıyordu. Buradaki bekleyiş saat 00.00'a kadar sürdü. Burada yakıt ikmali ile ilgili sorunun çözüldüğünü düşünüyorum ancak ikmal yapıldığına şahit olmadım." dedi.

Helikopter başına giderek binişin saat 00.30 civarında olduğunu anlatan Karatepe, helikopterlerin çalışır vaziyette pistte 2 saat kadar beklediğini söyledi.

Karatepe, bekleyiş uzun sürünce helikopterlerden indiklerini, Gökhan Şahin Sönmezateş ve Şükrü Seymen timleri topladığını kaydederek, "Bize Cumhurbaşkanın yerinin netleşmediğini, bu bilginin netleştirilmesine çalıştıklarını söylediler. Cumhurbaşkanının yerinin tespiti amacıyla Gökhan Şahin Sönmezateş ve Şükrü Seymen telefon görüşmeleri yapıyordu. Kimlerle konuştuklarını bilmiyorum. Konuşmalarını da birebir duymadım ancak bize yaptıkları açıklama doğrultusunda Cumhurbaşkanının yerinin tespiti ile ilgili görüşmeler yaptıklarını düşünüyorum. Bu bekleyiş sırasında helikopterler çalışır vaziyette bekliyordu. Cumhurbaşkanının Marmaris'te olduğu ve buraya gidileceği söylendi." diye konuştu.

Konuta giriş yapılmadan önce bomba atıldı

İfadesinde darbe girişimi gecesi yaşananları anlatan Karatepe, İzmir'deki Çiğli Askeri Hava Üssü'nde saat 03.00 sıralarında helikopterlere bindiklerini ve yaklaşık 35-40 dakika sonra Marmaris'e ulaştıklarını söyledi.

Deniz üzerinden otellerin bulunduğu bölgeyi gördüğünü belirten Karatepe, "İniş yapmadan önce helikopterler kısa bir süre havada kaldı. Önce bir helikopter sahile yaklaştı ve personelini tahliye etti. Yere inince herkes kendi timini toparladı. Burada Şükrü Seymen, Cumhurbaşkanı'nın Grand Yazıcı Otel'de olduğunu söyledi. Otelin yerini bilmiyorduk. Yürümeye başladık. Aramızdan birisi çevrede bulunan bir taksiciye otelin yerini sordu. Bu tarife göre yürüyerek otele doğru gitmeye başladık." dedi.

Yaklaşık 1,5 kilometre yürüdükten sonra oteli bularak ana girişinden girdiklerini anlatan Karatepe, gördükleri kişilere Cumhurbaşkanı'nın nerede kaldığını sorduklarını kaydetti.

Bu şekilde Cumhurbaşkanı'nın kaldığı konutun yerini öğrendiklerini dile getiren Karatepe, ifadesini şöyle sürdürdü:

"Konuta yaklaşık 50 metre kadar yaklaştığımız sırada üzerimize ateş açıldı. Ben de hedef gözetmeden korkutma amaçlı ateş açtım. En önde bizim tim vardı. Şükrü Seymen de bizimle birlikteydi. Ateş açılınca tedbir için açılarak siper aldık ve ateşle karşılık verdik. Bu çatışma yaklaşık 10 dakika kadar sürdü. Daha sonra içeriye teslim olmaları doğrultusunda çağrı yapıldı. İçeridekiler eller yukarı şekilde dışarıya çıktı. Konutta bulunan koruma personelleri derdest edilerek konutun giriş kapısından biraz uzakta açık alanda toplamıştık. Koruma personellerinin tamamı ters kelepçeye alındı."

Karatepe, konuta giriş yapılmadan önce içeriye bir bomba atıldığını ve gördüğü kadarıyla konuta arama yapmak üzere Zekeriya Kuzu, Şükrü Seymen, İsmail Yiğit ve denizcilerin tim komutanı olan Taner Berber'in girdiğini ifade etti.

İçeriden çıktıklarında özellikle Şükrü Seymen'in çok sinirli bir şekilde koruma personelinin bulunduğu yere geldiğini belirten Karatepe, "Burada personellere tekme tokat saldırdı. Aynı şekilde Zekeriya Kuzu da sinirli bir şekilde koruma personellerini darbetti. Şükrü Seymen telefon ile Gökhan Şahin Sönmezateş ile irtibata geçmeye çalıştı. Sonra bize 'Çekiliyoruz, helikopterler bizi almaya gelecek' diye emir verdi. Geldiğimiz istikametten iniş yaptığımız yere doğru yöneldik." diye konuştu.

Darbe girişiminin başarısız olduğunu öğrenince ayrıldı

Ara sokaktan sahile inerken ters istikametten üzerlerine atış geldiğini dile getiren Karatepe, şöyle devam etti:

"Casa De Maris Otel'e girdik. Ben karşı atış yapmadım fakat diğerleri ateşe karşılık verdi ayrıca helikopterden polislerin bulunduğu yöne ateş edildiğini gördüm. Otelin içerisine girdik. Sahil tarafına doğru yöneldik. Bu esnada hatırladığım kadarı ile iki helikopter deniz üzerinden iniş yaptığımız bölgeye doğru geldi. Yerden güvenlik güçleri tarafından helikopterlere doğru ateş açılıyordu. Bu sebeple sahile yaklaşamıyorlardı. Hava aydınlanmaya yakındı. Sahile inişimiz ile otele giriş çıkış ve arazi istikametine kaçışımız toplamda 1,5-2 saat kadar sürmüştür. Helikopterler inemeyince Şükrü Seymen arazi istikametine doğru gitmemizi söyledi. Casa De Maris Otel'den sahildeki yola çıktık. Ardından arazi istikametine doğru ana yoldan geçerek araziye çıktık."

Karatepe, Şükrü Seymen'in cep telefonu ve uydu telefonu üzerinden Gökhan Sönmezateş ve başka birilerine ulaşmaya çalıştığını ancak başarılı olmadığını söyledi. O saat itibarıyla darbe girişiminin başarısız olduğunu anladığını ifade eden Karatepe, daha sonra arazide Ali Sarıbey ile kendisinin gruptan ayrıldığını belirtti. Karatepe, satın aldığı şort ve tişörtü giydikten sonra dolmuşla Muğla'ya gittiğini ardından da otostopla İzmir'e ulaştığını kaydetti. Bornova'da oturan köylüsünün evine gittiğini anlatan Karatepe, bulunduğu yere gelen babası ile araçla Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesine gittiklerini söyledi.

İnşaatlarda amele olarak çalıştım

Burkay Karatepe, babasının kendisine "Tayfun Gezveci" adına düzenlenmiş eski tip sahte kimlik getirdiğini, Afyonkarahisar'da gizlediğini belirterek, "Bu sürede kendimi Salih ismi ile tanıttım. Hurda toplama işini bir süre yaptım ayrıca inşaat işlerinde amele olarak çalışmaya başlamıştım. İlk eve taşındığımda iki yıl kadar hiçbir işte çalışmadım. Evden dışarıya zorunlu olunca geceleri çıkıyordum. İki yılın sonunda önce hurda toplama işlerine başladım." dedi.

Meslek hayatı boyunca örgütsel toplantılara katıldığını belirten Karatepe, ancak bir görev almadığını iddia etti.

Karatepe, Kara Harp Okulunda iken "Selim" kod ismini kullandığını, Kara Harp Okuluna başladığında kurmaylık sınavı öncesinde kendisine sorular verildiğini ifade etti.

"Örgüt tarafından bize güvenildiği için böyle bir seçim yapıldı

Harp Akademisi'nde eğitim amacı dışında bir görevlendirme yapılanmasının olağan bir durum olmadığını anlatan Karatepe, Çiğli Üssü'ne indiklerinde durumun vahametini Gökhan Şahin Sönmezateş ve Şükrü Seymen'in "ordunun darbe yaptığını ve Cumhurbaşkanını almak için hareket etmelerini gerektiğini" söylemesi üzerine anladığını belirterek, "Eğer bizden istenen şeyin bu olduğunu bilseydim ben akademiden kesinlikle çıkmazdım." dedi.

Karatepe, suikast girişimine katılacak isimlerin kim tarafından ve nasıl seçildiğine ilişkin soru üzerine, o dönemde Harp Akademisi'nde kursiyer olduğunu, bu sebeple emir komuta zinciri içerisinde buraya bağlı olduğunu dile getirerek, "Kurmay Binbaşı Şükrü Seymen'in Harp Akademisi ile bir ilgisi olmadığından benim emir komuta zinciri içerisinde yer almamaktadır. Tahmin ediyorum benim ve timde bulunan diğer personellerin seçiminde örgüt ile olan ilişkimizin etkisi olmuştur. Kurmaylığa girerken soruların örgüt tarafından bana verildiğini ifade etmiştim, örgüt tarafından bize güvenildiği için böyle bir seçim yapıldı." ifadelerini kullandı.

Fethullah Gülen'le görüşmesini anlattı

Karatepe ifadesinde , 2012'nin yaz aylarında Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde ABD'ye paraşüt kursu için gittiğini, "kendisinden sorumlu örgüt abisi" Muhammet Baran'ın "irtibatlandırdığı 'abi' vasıtasıyla Pensilvanya'ya gidebileceğini söylediğini" anlattı.

Pensilvanya'daki terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in kaldığı malikaneye bu kişiyle gittiklerini kaydeden Karatepe, şöyle devam etti:

"Malikanenin bulunduğu araziye girmeden önce şahıs bana kıyafetlerimi değiştirmemi, şapka ve gözlük takmamı, bu durumu uydu ile takibin engellenebilmesi amacıyla tedbiren aldıklarını söyledi. Burada bizi karşılayan kişiler beni bir odaya yerleştirdi. Ertesi gün Fetullah Gülen ile görüşmek üzere kaldığı konuta götürüldüm. Eve girdiğimde önce bekleme salonuna aldılar. Burada beni Cevdet Türkyolu karşıladı. Fetullah Gülen'e hediye olarak Özel Kuvvetler kantininden aldığım bir bıçak götürmüştüm. Bunu Cevdet Türkyolu'na gösterdiğimde 'Hediye olarak bunu mu getirdin' şeklinde aşağılayıcı bir tavırla söylendi. Sıram gelince odaya alındım. Fetullah Gülen, ismimi sormadı, nerede görev yaptığımı, evli olup olmadığımı sordu. Ben bekar olduğumu söyledim."

Karatepe, burada yaklaşık 10-15 dakika FETÖ elebaşı ile başka kimse bulunmaksızın görüştüğünü, ardından odadan ayrıldığını belirtti.

Deşifre olmamak için neler yaptıklarını anlattı

Askeri lisede öğrencilik döneminde "mahrem imam" olarak tabir edilen örgüt mensubu olan kişi/kişilerin belirledikleri evlerde buluştuklarını kaydeden Karatepe, ifadesinde şunları anlattı:

"İhtiyaç olması halinde ankesörlü ve kontörlü hatlardan irtibat kuruyorduk ayrıca ihtiyaç olması durumunda GSM numaralarımızı da birbirimize verdiğimiz olurdu. Görüşme şeklimiz bu şekildeydi. Sohbetleri yüz yüze evlerde yapıyorduk. Görüşmede bir sonraki görüşmenin yeri ve zamanını kararlaştırıyorduk. Deşifre olmamak için bizden lojmanda evimizin önüne boş içki şişelerini çöpe koymamızı, mecbur kalırsak alkol almamızı isterlerdi. Yine bu kapsamda kod isim kullanmamız istendi. Sorumlu abi ile görüşürken dahi kendimi kod ismimle tanıtıyordum. Bu kapsamda aynı sohbet grubunda olduğum Hasan Hüseyin Altınsoy ve Ümit Burtaçoğlu da kod isim kullanıyorlardı fakat bu kişilerin kod isimlerini hatırlamıyorum. İma yoluyla namaz kılmak yine bir tedbir biçimidir. Eş seçimi de aynı şekilde bir tedbirdir hatta asker eşleri özellikle başı açık bayanlardan seçiliyordu. Bütün bunlar deşifre olmamak için uygulanan ve bizden de uygulamamızı istedikleri örgütsel tedbirlerdir."

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapın!