EKONOMİ 09 Ekim 2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda

Uluslararası Adalet Zirvesi'ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası anlaşmaların hükmünü yitirdiğini ve uluslararası hukukun neredeyse askına alınmış olduğunu kaydetti.

3 okunma 0 yorum
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda

Uluslararası Adalet Zirvesi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. Normlar, sistemin merkezinde yer alan kurallar, bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda. Bunları hamaset olsun, polemik olsun diye söylemiyorum. Tam tersine bunlar yüzleşmemiz gereken acı gerçeklerdir" ifadelerini kullandı. "Bugün ne yazık ki ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190'dan fazla ülkenin iradesinin veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu yapının adil olmadığının bilincindeyiz. Uluslararası iradenin yansımadığı bir BM sisteminin meşru ve hakkaniyetli olduğunu kimse söyleyemez." diye

Adalet devletin üzerine bina edildiği temeldir

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

Şu anda farklı ülkelerden gelen konuklarımızla bu tarihi salonda bir aradayız. Vatandaşı olduğumuz devletlerin birbirinden farklı anayasaları, hukuk sistemleri, yasal ve idari mevzuatları var. Aynı şekilde burada temsil edilen her devletin kendine has bir hukuk geleneği, kuralları, birbirinden farklı teamülleri var.

Fakat yasama süreçlerimiz, yargılama usullerimiz ne kadar farklı olursa olsun, adalet dediğimizde hepimizin zihninde beliren düşünce zannediyorum aynıdır. Adalet haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet, güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet devletin üzerine bina edildiği temeldir. Adalet insanlığın ortak idealidir. Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin gözardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda, adalet kendisine yer bulamaz.

Bugün ne yazık ki ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız

Bu hususların her biri uluslararası sistem için de geçerlidir. Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir.

Nitekim 81 yıl önce San Francisco’da imzalanan ve bugünkü sistemin hukuki zeminini oluşturan Birleşmiş Milletler Şartı’nın birinci maddesi, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkindir. Uluslararası barış ve güvenlik ise, hepimiz biliyoruz ki, adalet olmadan sağlanamaz.

Bugün ne yazık ki ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. BM çatısı altındaki 190'dan fazla ülkenin iradesinin veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu yapının adil olmadığının bilincindeyiz. Birileri odadaki fili görmemekte ısrar etse de, mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkes biliyor.

Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda

Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. Normlar, sistemin merkezinde yer alan kurallar, bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda. Bunları hamaset olsun, polemik olsun diye söylemiyorum. Tam tersine bunlar yüzleşmemiz gereken acı gerçeklerdir. Bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz.

Gazze dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü

Hepsinden önemlisi Gazze'de üç yıldır dünyanın gözleri önünde insanlar vahşice öldürülüyor. Siviller şehit ediliyor. Çoğu çocuk ve kadın 74 binden fazla Gazzeli katledildi. Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü. Ateşkes, İsrail hükümeti tarafından binlerce kez ihlal edildi. Ateşkesin yürürlüğe girdiği 11 Ekim 2025'ten bu yana bin 500 Filistinli katledildi, beş binden fazla insan yaralandı. Kudüs'teki kutsal mekanlar baskına uğruyor. Tarihi ve hukuki statüleri, haydutlukla değiştirilmek isteniyor. İsrail, komşuları başta olmak üzere bölgenin huzur ve güvenliğini kendisi için doğrudan tehdit unsuru olarak değerlendiriyor. Bu acı manzara karşısında uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini görüyoruz.

Türkiye kendisine umut bağlayan insanlara da sırtını dönmez

Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan insanlara da sırtını dönmez. Gazze'de işlenen soykırımın failleri hesap vermedikçe, uluslararası sistemin adaletli olduğunu kimse iddia edemez. Uluslararası mahkeme kararlarının tanınmadığı bir sistemin barış ve güvenlik üretmesi düşünülemez. Türkiye olarak her fırsatta işte bu yüzden 'dünya beşten büyüktür' diyoruz. Tam da bu yüzden 'daha adil bir dünya mümkündür' diyoruz."

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapın!