Akademisyen Kılıç: Orban, Brüksel'in Washington güdümlü konsensüse kaymasını yavaşlatıyordu
Macaristan seçimleri sonucunda Orban’ın kaybetmesi Macaristan’ın dış politikasını da değiştirecek. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Gözde Kılıç Yaşin, Orban’ın gidişi sonrasında Macaristan’da yaşanabilecek gelişmeleri Sputnik’e değerlendirdi.
Macaristan'da yapılan genel seçimde Başbakan Viktor Orban'ın rakibi Tisza lideri Magyar seçimi kazandı. Böylece 16 yıllık bir dönem sona erdi. Orban Avrupa’da farklı duruşu ile dikkat çekiyordu.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Gözde Kılıç Yaşin Macaristan seçimleri sonrasında ortaya çıkan tablo ve sonrasında yaşanabileceklere ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:
“Orban sonrasında hem NATO hem AB için ittifak/birlik içi çoğulculuğun daralması söz konusu olacaktır. Bu, Macaristan’daki iktidar değişiminin en önemli sonucu olabilir. Avrupa’daki gelişmeleri izleyenlerin takdir edeceği Merkel dönemi Avrupası ile Merkel sonrası Avrupası arasında farkın bir benzerini Orban sonrası dönem için de konuşabiliriz. Etki gücü aynı değerde olur mu şu an bilemeyiz. Çünkü Avrupa, ortak dış politika belirleme ve ortak savunma konusunda uzlaşı sağlamada zaten zayıftı; değişen konjonktürde bunu derinleştirmişti. Bir çıkış bulmak zorunda olduğu dönemdeyiz. Orban alternatif politika önerileri getirebilen bir isimdi ve dış politikada bir nebze denge sağlama işlevi görüyordu. “
'Macron AB’nin ABD’ye kaymasını engelliyordu’
NATO ve AB’nin istekleri karşısında Orban’ın bir dengeleme işlevi gördüğüne dikkat çeken Dr. Gözde Kılıç Yaşin sözlerine şöyle devam etti:
“Rusya ve Çin, küresel enerji piyasaları, altyapı yatırımları ve tedarik zincirleri açısından Avrupa ile ABD için asimetrik bir anlam taşıyor. Washington'ın bu aktörlerle ilişkiyi öncelikle jeopolitik bir tehdit olarak çerçevelemesi ile Avrupa'nın bu ilişkiyi öncelikle ekonomik bir zorunluluk olarak deneyimlemesi arasında yapısal bir uçurum var. AB ülkeleri bu uçurumu görmezden gelip dış politikalarını ABD'nin risk algısına göre kalibre ettiklerinde, asıl maliyeti kendileri ödüyor. Orban bu bağlamda önemli bir işlev görüyordu. Müzakere masasında sürekli bir sürtünme noktası yaratarak, Brüksel'in Washington güdümlü konsensüse kaymasını yavaşlatıyordu. Avrupa'nın kendi çıkarlarına dayalı, özerk bir dış politika refleksinin canlı tutulmasına katkı sunuyordu. Çatlak ses ile dengeleyici ses arasındaki fark, çoğunlukla kim kazandığına bakılarak geriye dönük yazılır. Bu işlevsel sürtünme sayesinde AB ve NATO, Orban iktidarı döneminde görece daha çoğulcu bir işleyişe sahipti. “
‘Türkiye önemli bir müttefikini kaybetti’
Orban’ın Türkiye ile yakın ilişkilerini de hatırlayan Yaşin, Türkiye, Macaristan ilişkine yönelik de şunları belirtti:
“Macaristan'ın zaferi, Ankara için karmaşık olsa da stratejik bir kayıp anlamına geliyor. Orban'ın Macaristan'ı, AB içinde Türkiye'nin en güvenilir veto oyuncusuydu; yaptırımları engelliyor, şartlılık dilini yumuşatıyor ve eleştirilere diplomatik destek sağlıyordu. Bu kalkan artık yok. Brüksel yanlısı bir Budapeşte, AB'nin demokratik gerilemeye ilişkin kolektif duruşunu neredeyse kesin olarak sertleştirecek ve Türkiye'nin kendi kurumsal gidişatına yönelik normatif baskıyı hızlandıracaktır. Türkiye açısından Orban'ın kaybı yalnızca bir müttefikin kaybı değil, işlevsel bir tampon bölgenin ortadan kalkması anlamına geliyor. Orban, AB ile Türkiye arasındaki ilişkide hem doğrudan bir denge unsuru hem de Brüksel'in eleştiri dilini içeriden yumuşatan bir ses olarak çalışıyordu; bu işlev artık yok. Bu nedenle Türkiye, Ukrayna arabuluculuk rolünü proaktif biçimde yeniden tanımlamalı ve Ankara'nın vazgeçilmezliğini artık sessiz değil açık sesle ortaya koymalıdır.”
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapın!